
Kadın hayatı çocukluk, ergenlik, cinsel olgunluk, klimakterium (üreme evresinin sonundan yaşlılığa kadar geçen süre) ve yaşlılık evrelerinden oluşmaktadır. Kadın hayatının her evresinin kendine özgü fiziksel, psikolojik ve hormonal değişimleri vardır. Her evrenin farklı özellikleri olmasına rağmen ergenlik, gebelik, doğum ve menopoz kadın için fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan oldukça önemli dönemlerdair.
Bu dönmelerden menopoz dönemini inceleyecek olursak; menopoz, her kadının hayatında biyolojik değişikliklerin kaçınılmaz bir aşamasıdır. Kadın nüfusu dünya çapında giderek arttığından ve artan yaşam beklentisi eğiliminden dolayı, kadınların menopozun sonrasında ortalama otuz yıl ya da daha fazla zaman geçirmesi beklenmektedir.
Menopoza bağlı şikayetlerin yoğunluğu, kadınların %96'sında hafif ila şiddetli arasında değişmekte olup, fiziksel, psikolojik ve sosyal düzeylerde sağlıkla ilişkili yaşam kalitesini etkilemektedir. Günlük fiziksel aktivitenin yapılması (haftada en az üç kez, 20 dakika orta şiddette veya daha yüksek bir hızda egzersiz olarak tanımlanması), orta yaştaki kadınların sağlık durumlarını korumaları için en iyi öneri olabilir. Düzenli fiziksel aktivite fiziksel ve psikolojik semptomlar dahil menopoz semptomlarını azaltarak menopoz sonrası dönemde yaşam kalitesini, refahı artırır. Fiziksel aktivitesi düşük kadınlar daha ciddi menopoz semptomları göstermektedir.
Menopozal kadınlarda orta dereceli fiziksel aktivite seviyelerinin psikososyal ve fiziksel menopoz semptomlarının azalması ile ilişkili olduğu ortaya konmuş, fiziksel aktivitenin, menopoz semptomlarının bazılarını iyileştirebileceği, dolayısıyla yaşam kalitesini artırdığı gösterilmiştir. Günde en az 60 dakika alışılmış fiziksel aktiviteye dahil olmak, menopoz semptomlarının önlenmesinde olumlu etkiler göstermekte ve yüksek toplam fiziksel aktivite seviyesi, aynı zamanda daha az menopozal semptomlarla da ilişkili olduğu gösterilmiştir. Menopoz, fiziksel hareketsizliğin olumsuz etkilerinin ötesinde östrojen seviyelerinde belirgin düşüş nedeniyle kardiyometabolik risk faktörlerini arttırmaktadır. Orta yaşta düzenli egzersizin önemli ölçüde azalması kilo artışına ve metabolik hızın azalmasına neden olur. Menopoza girerken bazal metabolizma hızında ve yağsız kas kaybında eş zamanlı bir azalma yaşanır. Egzersiz bu durumu tersine çevirir veya azaltır.
Menopozal geçiş ve menopoz sonrası dönemde kişinin fiziksel aktivite düzeyinin arttırılması veya önerilen seviyenin korunması çeşitli psikolojik semptomları azaltmak için önerilmiştir. Yüksek fiziksel aktivite düzeyindeki bireylerin algılanan stres düzeylerinin düşük olduğu ve anksiyete, stres ve depresyon düzeylerinin fiziksel aktivite gösteren postmenopozal kadınlarda sedanter kadınlara kıyasla yüksek olduğu tespit edilmiştir. Menopozal geçiş dönemi ve menopoz sonrası dönemde fiziksel aktivitenin sürdürülmesinin veya arttırılmasının, kaygı, stres ve depresyon gibi çeşitli psikolojik semptomların azaltılmasına yardımcı olabileceği bilinmektedir.
Menopozal dönemdeki kadınlarda boş zamanlarda yapılan fiziksel aktivite ile psikolojik (yorgunluk, sinirlilik, baş ağrısı, sinirsel gerginlik, uyku sorunu ve depresyon) ve genel semptomlar (eklem ağrısı, sırt ağrısı, ishal, mide, öksürük, vs.) arasında anlamlı negatif bir ilişki vardır. Menopoz, kadınları yaşam tarzlarını değiştirmeye motive edebileceği için bir fırsat penceresi olarak görülebilir. Fiziksel aktivite yaşam kalitesinin fiziksel ve zihinsel boyutları üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler gösterir. Menopoz fiziksel aktiviteyi ve gelecekteki yaşam kalitesini arttırmak için bir fırsat penceresidir. Fiziksel aktivitedeki artış gelecekteki hastalık yükünü azaltabilir.
